| Manifestolar |
|
|
|
|
2- YEŞİLLER - MANİFESTO (5 Haziran 1999)
Bizler mevcut siyasal parti ve anlayışların insanlığa dayatmak istedikleri yanlış sistem ve politikaların alternatifiyiz. İnsanlığın bugüne dek ürettiği felsefelerin ve bu felsefelere bağlı politikaların dünyamızı yaşanılmaz hale getirmelerine tepki olarak doğan yeşil felsefenin savunucularıyız. 20-21 Şubat l999 İzmir, 27-30 Mart l999 Bodrum, 8 Mayıs l999 Ankara ve l9 Mayıs l999 İstanbul toplantılarında bir araya gelen çevreciler, yeşiller, doğa korumacılar ve ekolojistler, Türkiye yeşilleri hareketinin temel ilkelerini tesbit etmişlerdir. Dünya ve Türkiye kamuoyuna varlıklarını bu manifesto ile duyurmaya karar vermişlerdir. Bu manifesto metni tartışmaya ve geliştirilmeye açıktır.
Dünyamız, doğal dengeye yapılan müdahaleler nedeniyle büyük bir tehdit altındadır. Endüstriyalist sistemlerin yarattığı dev teknolojiler (ulaşım ve iletişim, kitlesel üretim ve kitlesel tüketim, sanayileşmiş tarım ve askeri teknoloji) insan ırkının, diğer canlı türlerinin ve gezegenin geleceğini tehdit etmektedir. Yeni dünya düzeni, globalleşme politikası ile bireysel ve kültürel kimlikleri boğmakta, aşırı milliyetçilik, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve köktendincilik akımlarının güçlenmesini teşvik etmektedir. Türkiye’yi yönetenlerin kötü ve güdümlü politikaları ile çok ciddi bir ekolojik krizin içine girilmiştir. Son 20 yıl içinde müthiş bir çevre katliamı meydana gelmiştir. Bu katliamın failleri bellidir. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı zehirleyenler ve onlara göz yumanlar büyük bir pervasızlıkla ülkemizin geleceğini yok etmeye devam etmektedirler. Çevre katilleri, inanılmaz bir yüzsüzlükle sözde çevre dernekleri kurmakta ve devlet destekli katliamlarına devam etmektedirler. Yurttaşlardan toplanan vergilerden oluşan 80 Milyar Dolarlık ülke bütçesi, otoyollar, enerji santralları, kitle turizmi, gibi doğayı yok eden yatırımlarda kullanılmakta, çevre, insan hakları, eğitim ve toplum sağlığı ikinci sınıf sektör muamelesi görmektedir.
Birbirinden kopuk olarak sivil toplum kurumlarında, demokratik kitle örgütlerinde gönüllü faaliyette bulunan YEŞİLLER’in güçbirliğini amaçlayan ortak rehber ilkeler tespit edilmiştir; ð Türkiye’li YEŞİLLER, doğayı ve insanlığın geleceğini sistemli olarak tahrip eden ulusal ve uluslararası kurum ve kişilere karşı güç birliği oluşturmuşlardır. Bu amaçla, ortak bir sekretarya oluşturulmuş, bir iletişim ağı kurulmuştur. Özellikle doğaya yönelik tehditler ve katliamlar izlenecek, bir “eylem planı” çerçevesinde gerekli müdahaleler yapılacaktır. Muhtelif çevre koruma örgütleri, yeşiller ve ekolojistler arasında amaçta ve eylemde birlik sağlanacaktır. ð Ekolojik, ekonomik ve toplumsal krize, ancak bu krizden etkilenenlerin kendi kaderlerini tayin etmeleriyle karşı koyulabilir. Gezegeni intihara sürükleyen bir dünya düzenine yaşamın her alanında örgütlü olarak karşı koymalıyız. Ortak iktidar özlemimiz, herkesin kullanacağı ve herkesin paylaşacağı bir iktidar özlemidir. Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını sağlar, fakat herkesin hırsını karşılamaya yetecek olanı değil. ð Dünyamıza yönelik tehditler, Türkiye’li yeşilleri, dünya yeşilleri ile dayanışmaya ve ortak eylem planları hazırlamaya zorlamaktadır. Uluslararası dayanışma sağlanacak, global düşünülecek, yerel davranılacaktır. ð Yeşiller, ülkeler ve ekonomileri arasında rekabeti değil, işbirliği ve dayanışmayı savunmaktadırlar. Kalkınma, kadın ve erkek eşitliğine, insanların kendilerini serbestçe ifade edebilmelerine, karar alma sürecine serbestçe katılmalarına, her türlü bilgiye rahatça ulaşmalarına dayalı olmalıdır. Yeşil ekonominin amacı, ekolojik sürdürülebilirlik, eşitlik ve sosyal adalettir. Yeşil ekonomi, tüm insanların yaşamını sağlayan eko-sistemlere saygılıdır. Tüm insanların, eğitimde, sağlıkta ve barınmada eşit haklara sahip olması için plan, program ve projeler geliştirir, uygulamaya koyar. ð Silahlanma, nükleer enerji ve genetik mühendislik harcamaları durdurulmalı, bunların yerine enerji tasarrufu, yenilenebilir enerji, toplu taşımacılık teşvik edilmelidir. Tüm biyolojik türler ve yaşama ortamları koruma altına alınmalıdır. Ülkemizde, kültürel, arkeolojik , doğal ve kentsel sitlerin alanı genişletilmeli, milli parklar ve tabiat alanlarına sahip çıkılmalıdır. Türkiye bütçesinin asgari %20’si, çevre ve doğanın korunmasına tahsis edilmelidir. ð Dünyada gelişmiş ülkelerin terk ettikleri nükleer santraller ve nükleer atık alanlarının ülkemize girişinin önlenmesi için etkili eylemler yapılacaktır. Türkiye enerji bütçesi, enerji tasarrufu ile rüzgar, güneş, su, jeotermal , dalga gibi alternatif enerji kaynaklarına tahsis edilmelidir. ð Ulaşımda, temiz ve sağlıklı toplu taşımacılık teşvik edilmelidir. Otoyol yatırımları terk edilmeli, demiryolculuk tercih edilmelidir. Kentler, otomobil istilasından kurtarılmalı, tramvay, troleybüs, metro yaygınlaştırılmalıdır. Karayolları Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanmalıdır. Deniz ve demiryolları ile bisiklet yollarına gereken önem verilmelidir. ð Tarım alanlarının, konut ve sanayi politikası uğruna yok edilmesinin önüne geçilmeli, aşırı kimyasal kullanımı ve toprak zehirlenmesi önlenmelidir. Tarım bütçesi ağırlıklı olarak ekolojik tarım için kullanılmalıdır. ð Kitle turizmi ve beş yıldızlı oteller politikası terk edilmeli, yumuşak turizm ve pansiyonculuk teşvik edilmelidir. ð Çevre Kanunu'ndaki “kirleten öder“ ilkesi kaldırılmalı, bunun yerine çevreyi kirletenlere hapis cezası veren maddeler getirilmelidir. Çevreyi kirleten tesisler kesinlikle kapatılmalıdır. ð Ülke, bölge ve kent düzeyinde her türlü planlamada, bilim insanlarının, sivil toplum kurumlarının, meslek odalarının aktif katılımı sağlanmalıdır. Her türlü, plan, program ve projenin ekolojik ağırlıklı çevresel etki değerlendirmesi yapılmalıdır. Çevresel etki değerlendirmesinde, nihai karar, bağımsız ve özerk bir kurul tarafından verilmelidir. ð Sulak alanlar, bataklıklar, sazlıklar, göller, akarsular koruma altına alınmalıdır. Tüm ülkede,bu alanların birinci derecede doğal sit olarak tespit ve tescil edilmesi için Koruma Kurulları'na başvuruda bulunulmalıdır. Ormanların ve kıyıların yağmasına izin veren yasa, tüzük, yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararlarının iptali için hukuksal girişimlerde bulunulacaktır. ð Sokak ve evcil hayvanların haklarına saygı gösterilmelidir. Hayvan katili belediyeler izlenecek ve cezalandırılmaları sağlanacaktır. ð Dünyada ve ülkede, savaşın veya çatışmaların önlenmesi, barışın organize edilmesine bağlıdır. Bu amaçla, özgürlük ve demokrasi genişletilmeli, zengin ve yoksul arasındaki uçurum azaltılmalı, doğal kaynakların adil dağıtımı ve sürdürülebilir kullanımı sağlanmalı, biyosfer ve çevre korunmalı, Birleşmiş Milletler barış ağırlıklı olarak düzenlenmeli, NATO kaldırılmalı ve NATO kaynakları AGİT emrine verilmelidir. Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar tamamen yasaklanmalıdır. Avrupa’da güvenliğin sağlanması görevi AGİT’e verilmelidir. - Ülkemizde l950’li yıllarda başlayan A.B.D güdümlü “Bırakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler” politikası, doğal kaynaklarımızın, biyolojik zenginliklerimizin, insani ve kültürel değerlerimizin hoyratça yağmalanmasına neden olmuştur. Yağma ve tahribat, l2 Eylül l980 darbesinden sonra artmış, ve giderek sistemli hale gelmiştir. Bu sistemde, yoğun insan hakları ihlalleri yaşanmakta., ırk ve mezhep ayrımcılığı kışkırtılmakta, şiddet ve aşırı silahlanma teşvik edilmekte, vandalizm ve köktendincilik körüklenmekte, devlet içinde organize suç örgütlerine prim verilmektedir. - Ülkemizde ve dünyada, temel hak ve özgürlüklerin korunması; insan hakları; çevre ve doğanın korunması; ırkçılığın ve köktendinciliğin önlenmesi; terörizm ve uyuşturucu ve rüşvetle mücadele konularında yürürlükte olan tüm uluslararası sözleşme hükümlerinin eksiksiz ve etkin biçimde uygulanması gereklidir. Uygulama izlenecek ve gerekli uyarılar yapılacaktır. ð Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan yasalar ve uygulamalar kaldırılmalıdır. Bilim, sanat, basın alanında yazan, çizen, eser veren insanlar özgür olmalıdır. Öte yandan, dinci ve ırkçı şiddeti açıkça teşvik eden propagandaya izin verilmemelidir. ð Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar tamamen yasaklanmalıdır. Askerlik görevi isteğe bağlı olmalı, alternatif çalışma olanakları sağlanmalıdır. ð Çevre ve insan hakları ihlalleri karşısında bireylerin şiddete dayanmayan doğrudan sivil itaatsizlik eylem hakları doğmaktadır. Herkesin sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamaya hakkı vardır. Herkes, mevcut ve gelecek nesillerin menfaati için çevreyi korumakla yükümlüdür. ð Ölüm cezası temel hak ve özgürlükleri ile bağdaşmaz ve kesinlikle kaldırılmalıdır. Hiç kimseye eziyet, işkence ve fena muamele yapılamaz. ð Medyanın ırkçı, şovenist ve insanları şiddete teşvik edici yayınları önlenmelidir. Özellikle TV Kurumları, Avrupa Sınır Ötesi Yayın Sözleşmesi ilkelerine uymalıdır. ð Emek en yüce değerdir. Çalışma koşulları ve özellikle iş saatleri İLO standartlarına göre iyileştirilmelidir. Kadınlara eşit iş eşit ücret hakkı verilmelidir. Sendikalar, çevre koruma ilkelerini benimsemelidir. Menfaat gruplarının yağma politikasına dönüşen özelleştirme uygulamaları durdurulmalıdır. ð Mültecilerin ve sığınmacıların haklarına gerekli önem verilmelidir. Çocukların ve kadınların her türlü sömürüsü önlenmelidir. ð Hükümetlerin ve yöneticilerin, hukukun üstünlüğü ilkesine riayet etmeleri için gerekli izleme ve hukuksal müdahaleler yapılacaktır. Faili meçhul cinayetler ve yargısız infazların cezasız kalmaması için girişimlerde bulunulacaktır. Bergama ve Gökova örneğinde olduğu gibi çevre katliamlarını önleyen Danıştay kararlarının eksiksiz ve gecikmesiz uygulanması sağlanacaktır. Doğa ve çevre katliamlarını ulusal yargı denetiminden kaçırmayı amaçlayan MAI ve benzeri sözleşmelere katılmayı ve uluslararası tahkim hakkındaki Anayasa değişikliğini yapmayı amaçlayan Hükümet politikasına karşı mücadele verilecektir.
|