TBMM Adalet Komisyonu’na sesleniyoruz: Elinizdeki yetkiyi, haktan, vicdandan, insanlık onurundan yana kullanın! Çocuklarımızı tutsaklıktan, bizi utançtan kurtarın! Kendinizden, Meclis’ten, ülkemizden ve Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocuklardan, köklü çözüm imkânını esirgemeyin.
Terörle Mücadele Kanunu’nun kabul edildiği 1991’den bugüne, mağdur olan çocukların sayısı tahminen on bin dolaylarında. TMK’da bazı değişiklikleri izleyen son üç yıldır da üç bine yakın çocuk bu mağduriyeti yaşıyor, yaşamaya devam ediyor. Hükümet, Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocuklarımızın bu yaşamsal sorununu çözmeyi gündemine aldı. Ancak hükümet, soruna yönelik sadece üç değişiklik yapmayı hedefliyor ve ciddi mağduriyet yaşamakta olan çocuklarımız için köklü çözüm getirmekten uzaklaşıyor. Nedir hükümetin üç önerisi: 1) Çocuklar için, terör suçlularına uygulanan “asıl cezanın yarısı kadar artırılması” hükmü artık uygulanmayacak. 2) En fazla üç yıla kadar ceza almaları halinde “erteleme”, “hükmün açıklanmasını geri bırakma”, “para cezasına çevirme” ve diğer alternatif yaptırımlar (16–18 yaş grubu çocuklar için) uygulanacak. 3) 16–18 yaş grubundaki çocukları, artık Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri yargılamayacak. Bunlar gerçekten önemli adımlar. Ama hemen eklemeliyiz ki, bu adımlar, TMK mağduru çocuklar sorununu çözmeye yetmiyor... Çünkü söz konusu değişiklikler, çocuklara, aldıkları cezalarda sadece yirmi aylık bir indirim getirebilecek. Üç yıl veya daha kısa süreli ceza alacak çocuk sayısı çok az olduğundan da, büyük çoğunluk için erteleme gibi işlemler uygulanamayacak. Hükümet, bunların “göstermelik” değişiklikler olmadığına nasıl ikna olmamızı bekliyor? Nedir hukukun, vicdanın ve aklın yolu, nedir TBMM Adalet Komisyonu’na düşen görev: Bu konuda görev şu anda Meclis Adalet Komisyonu’nun, hukuktan, adaletten yana olduklarına inanmak istediğimiz üyelerindedir. Eğer soruna ve çocuklarımıza köklü bir çözüm getirmeye içtenlikle çalışacaklarsa, yapılması gerekenler açıktır. 1) Çocuklara, örgüt üyesi olmadıkları halde “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesi önlenmelidir. 2) Yüzünü kısmen ya da tamamen kapatan çocuğa, “örgüt propagandası”ndan ceza verilmesi önlenmelidir. 3) Taş atmayı “güvenlik güçlerine silahla direnme” sayan ve ağır cezaya yol açan uygulamaya son verilmelidir. 4) Ceza aldıklarında, cezaları “terör suçlusuymuş” gibi infaz edilen çocuklar, şartla salıverilmek için o cezanın dörtte üçünü çekmek zorunda kalıyorlar.Üstelik TMK mağduru çocuklar cezalarını çekerken üç kez disiplin cezası alırlarsa, şartla salıverilme hakları da yanıyor. Bu olumsuzluğun da sona ermesi mutlaka sağlanmalıdır. 5) Bütün bunların ötesinde, bu çocukların, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren ve Türkiye dahil 142 ülke tarafından imzalamak ya da onaylamak ve katılmak yoluyla taraf devlet olunan "Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi" uyarınca, aşağıda ki madde ve bentler gözetilerek suçsuz adledilmeleri ve hemen salıverilmeleri sağlanmalıdır. Hükümet kanadından olsun, muhalefetten olsun, Adalet Komisyonu’nun üyeleri, Hükümetin Meclis’e sunduğuna ek olarak, bu değişiklikleri de gerçekleştirme şansını, Meclis’e, kendilerine, ülkemizeve çocuklarımıza tanırlarsa, meseleye insani ve köklü bir çözüm getirmiş olurlar. Herkes onlardan bunu bekliyor. Peki, bu değişiklikler yapılmazsa ne olacak? O zaman çocuklarımız, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nde terör suçlusu olarak muamele görmeyecekler. Ama bunun yerini, Çocuk Mahkemeleri’nde terör suçlusu olarak muamele görmek alacak. Ana babalarının ırkları, milliyetleri, etnik kökenleri, dinleri, sınıf bağları, ideolojileri; çocukların cinsiyetleri ne olursa olsun... Çocuklar sadece “çocuk”tur. Çocuk gibi yaşamak, çocuk gibi muamele görmek onların hakkıdır. İzin verin, çocuklarımız kin ve nefretle değil, barış ve dostlukla büyüsünler. Yeşiller Partisi |